13 Kas, 2007 1 Yorum Yazan: Yellow Seval
Duyuyor musun bir tanem? Dün gece yine sendin aklımda, aldın aklımı başımdan gittin Canımı da aldın yüreğimden. Canımdın sen Vazgeçilmezim,tartışılmazım yanlızlığımın sebebi, acılarımın denizi, esirinim işte bu gece vakitleri.. Kollarımda sensizliğin kelepçeleri Yüreğimde sevdanın zincirleri, bağlanmışım sana ayrılamam… Görmeden yaşayamam o gözleri..Bir gemi kalkıyor rıhtımdan …Dinle bak sesini, bu son seferi veda türküsüne benzer düdük sesi, ardından mendil sallayanlar
Boşuna aslında boşuna ağlayanlar Dönüşü olmayacak bu yolculuğun Bende gidiyorum bir tanem.umutlarım yanımda Geriye bıraktığım limandaki ayak izleri ve haykırışım enginlere SEN dalgalardan dinle artık sesimi Sahilde bekle beni Bir garip martı görürsen gözleri yaşlı Randevusu varmış gibi ecelle telaşlı Bil ki bir tutam sevgi yolluyorum sana Bil ki ağlıyorum uğruna o zaman son kez de olsa hatırla beni CANsız bedenime CAN istiyorum CANımsın sen SENİ SEVİYORUM”
13 Kas, 2007 Yorum yapılmamış Yazan: Yellow Seval
SENİ YAŞIYORUM…
Acılar biriktiriyorum masum avuçlu çocukların yüreklerinde! Şehre dar gelen bir hayalin tam ortasında kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde. An geliyor bir ülkeye bölünüyor yüreğim ve an geliyor dünya oluyor acımasızlığım yamacında yüreğim… Saklı düşlerimin o en kayıp adreslerinde bir masala dönüyor sözlerim. Zamansızlığıma sığdıramadığım derin acılar saklı şimdi kimliksiz düşlerimde! Ben bir şehre çekip giderken bir ülkeye dönüyor yüreğim. Ben şehir ve ülke iki bağımsız hayal atlası ve otam ortasında ben masum avuçlu bir çocuk yüreği… Bütün terkedişlerime bir kandil yakıyorum gecenin sustuğu bu anda! bütün hayal kırıklıkları bütün sıradanlıklar ve bütün mavi olmayan aşklar birer birer kapı çalıp çekip gidiyorlar. Oysa bir yıldız sararken gamlı düşlerime ve kelimeleri hüznün rengine boyarken ardımda yaşayamaycağım her şey bir uçurum olup çıkıyor karşıma! Zamanı karalıyorum silikleşen yazılarımın içinde ve göğün karanlığına hicran yazıyorum siz sabaha soyunup uyurken bense gecenin tam koynunda. adıni bile bilmediğim bütün sözlerin esaretini yaşıyorum. Bütün savunmasız korkularımın cesur bir savaşçısıyım sanki şuan çünkü ben;
SENİ YAŞIYORUM..
Ayrılıkların o kapanmaz yara gibi duran bütün ayraçlarını kaldırıyorum. Tuz basıyorum özlemden çatlayan yüreğimin yarasına! Akşamlar geceye soyunup dururken ve çekip giderken bütün eşgali yıldızların ben göğe yükseliyorum sanki! Hz.isa oluyorum gögün avuçlarında bir zaman sonra sewgi yağdıracağım bu karanlık şehre ve bu kayıp dünya sahnesine!
SENİ YAŞIYORUM işte upuzun yolların umutlara bağlandığı uzak bir kentin en ücra yerinde! İç cebimde melankolik bakışlarımdan bir tutam umut demeti ve yanlızlığıma tütsü yakarken ben, sen gecenin ağaran saçlarıyla bir rüzgar olup geliyorsun taa o uzak kentlerden… Ben bir ülke oluyorum işte o an bütün halklarıyla aşk dolu bir ülke! şimdi masalsı bir güzelliğe kapılıyor gülüşlerim. Şimdi benden kilometrelerce uzaktasın ama dokunsam heyecandan ölecekmiş gibisin ama yoksun işte. Çelişkilerin acımasız derin çukurlarında bir yanım seni yaşıyorken bir yanım melali bir aşkı yoklayıp duruyor. Ve acılar biriktiriyorum hiç durmadan minicik avuçlu çocukların gül kokan yüreklerinde! Şehre dar gelen bir hayalin ortasında ben kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde. Sensizlikten kalma yanımın miladi aşk hüzünbazlığında hasrete dokunuyor umarsızca ellerim. Gemisi batmak üzere olan bir kaptan gibiyim tıpkı gemi batıyor ve ben boğuluyor… ki sen hala yoksun ben ben ben….
Dayanılmaz korkular ve kaygılar var içimde. Bitip giden bir ömrün sonbaharında ilk yaz sevmelerim var umuda yazılı mısralarımda. Öyle çok şey varki dayanılmaz durur ruhumun çarmıha gerilmiş umutsuzluklarında! Varların bir an da yoklara karıştığı bu hayat yokuşunda son efesim oldun sen ve yaşamsız bir mısramın en kederli yanında bir tatlı gülüş oldun sen
Ve karanfil işlemeli mendillere sarıyorum şimdi bütün gülüşlerimi ve gecenin son yıldızıyla sana göndereceğim belki! Belki benim yerim yerime o dokunacak tenine! Belkide bu firari dokunuşlarım kaybolacak teninin gizemli evreninde! Gözyaşlarım ıslatacak yüreğinde kuruyan düşten güzel çiçekleri ama sen bilmeyeceksin belkide bu acımasız sahtekar gülüşlerin içinde kaybedeksin benim bu masum gelişlerimi! Oysa görmeyeceksin bir karanfilin gülücüğünü ve ağlarken kaybedeksin yüreğinde aşka dair bütün karanfilli sözlerimi ve son bakışlarımda ıslanacak bütün terkedişlerim ama ben SENİ YAŞAYACAĞIM işte!
Zamanın en kötümser yerinde uzak bir şehirde bir yürek mesafesi kadar yakın edeceğim bekleyişlerimi. Sensizliğin senli yokuşlarından yüreğin güç verecek bana ve çıkacağım ben o sensizlik yokuşlarını! Sana ve aşka dair ne varsa yüreğimde bu kez onları biriktireceğim ben. Masum çocukların gülüşlerindende çalıp ve yırtık ceplerime doldurup bütün yıldızları bir gece yarısı sana getireceğim.Sensiz yaşamayı sensizliğin coğrafyasında bırakıp bambaşka bir iklimden hayaller çalarak ben sadece
SENİ YAŞACAĞIM…
Korkular yükselişe geçtikçe hayat inişe geçiyor.. Bir kaos yaşanıyor..Güneşli bir günün ortasına düşen fırtınalar gibi.. Sığınacak liman arayışı kaplıyor yalnızlığımızı, bir görsek limanın zaten içinde olduğumuzu fırtınalar da dinecek gözlerimiz yakamozları toplarken.. …..
Düşündüm, söyledim, söylediğimi yazdım hep..
Yine aklıma geldi söylenilen bir söz.. Hani derler ya; zaman, ilaçmış her şeye.. İşte bu sefer ilaç olamadı zaman Sevgili..
Kanayan hangi yarayı kapatıp, hangi özlemi dindirdi ki zaman? Şimdi konuşmak istemiyorum, daha sonra konuşalım demelerimiz bitmedi hiç..Her tesellimizde Zamanla düzelir her şey dedik..Kandırdık kendimizi, kandırdık etrafımızdakileri..
Biliyorduk oysa Zamanın hiç bir faydası olmayacağını..İhtiyacımız olan Pembe bir yalandı ZAMAN kelimesinin anlamı..Şimdi Pembe hikayeler ile kandıramıyorum içimde Sonbahara koşan çocuğu..Dinlediğim şarkılar, takındığım yalancı gülümsemeler hiç biri yetmedi işte..
Zaman geçti geçmesine de ilaç olamadı..Geçip giden anlar değiştirdi ikimizi de..İkimizde kendi kurduğumuz yalanın etrafında el çırpıp şarkılar söyler olduk.. Kendi kurduğumuz kandırmacaların en iyi oyuncuları olduğumuzu aynaya her baktığımızda yineledik..Oysa aynalara baktıkça gerçekleri görecektik, kendi planladığımız yalanları değil..
Hani zaman her şeye ilaçmış derler ya, inanma..Senin suskunluğun benim suskunluğum ile buluştu sessiz bir şarkı oldu yalnızlık..Üzerimde gezinen sonbahar rüzgarları üşütüyor beni sanıyordum ama üşümem bundan değilmiş.. Biraz hastayım galiba..Öksürük, aksırık, biraz da ateş.. Mikroplar yerleşmiş vücuduma üşümem ondanmış..
Hapşuuuuuuuu…. Çok yaşa…Sende gör..Hastasın sanırım..Geçmiş olsun.. Teşekkür ederim, önemli bir şey yok.. Zaman her şeyin ilacı, iyileşirim yarına!!!!!!
Bu kadardı işte hayalin ile konuşmam..Yokluğuna ilaç olamadı zaman..Ve sen artık tanıdığım “O” değilsin..Adını düşündüğümde kalbimin durduğunu hissettiğim o kadın değilsin artık..
Zaman yoksulluğuna çare olamadı, benim yoksulluğumu da dindirmedi..Ve biliyor musun ilk defa unuttum adını..